Nuh’un Gemisi hikâyesi, insanlık tarihinin en eski ve en evrensel anlatılarından biridir. Kutsal kitaplarda yer alan bu öykü, hem dini hem de arkeolojik açıdan yüzyıllardır araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Peki gerçekten Nuh’un Gemisi diye bir gemi var mıydı? Hayvanlar nasıl taşındı? Ve modern bilim bu efsane hakkında ne söylüyor?
Nuh’un Gemisi Hikâyesi: Kutsal Metinlerdeki Anlamı
Tevrat, İncil ve Kur’an’da farklı şekillerde anlatılan Nuh’un Gemisi hikâyesi, büyük bir tufandan kurtuluşun sembolüdür.
Nuh peygamber, Tanrı’nın emriyle her hayvandan bir çift alarak devasa bir gemi inşa eder. Amaç, insanlığın günahlarından dolayı gönderilen sel felaketinden kurtulmak ve yaşamı yeniden başlatmaktır.
Kur’an’da Hûd, Müminûn ve Nuh surelerinde bu olaydan bahsedilir. Geminin “Cûdî Dağı’na oturduğu” belirtilir. Tevrat ise geminin Ararat Dağı civarına oturduğunu söyler. Bu farklılık, yıllardır bilim insanlarının ilgisini çeker.
Gerçek Bir Tufan Oldu mu? Jeolojik ve Arkeolojik Kanıtlar
Bilim insanları, “Nuh Tufanı” olarak bilinen olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığını araştırmak için uzun yıllardır çalışmalar yapıyor.
1. Karadeniz Tufanı Teorisi
1990’larda deniz jeologları William Ryan ve Walter Pitman, Karadeniz’in binlerce yıl önce tatlı su gölü olduğunu öne sürdü. Buzul Çağı sonrası deniz seviyeleri yükselince, Akdeniz’in tuzlu suları Boğazlar üzerinden taşarak Karadeniz’i doldurdu.
Bu olay, M.Ö. 5600 civarında yaşanmış olabilir — yani bölgesel ama yıkıcı bir “tufan”. Bu teori, Nuh Tufanı efsanesinin coğrafi kökeni olabileceğini düşündürüyor.
2. Arkeolojik Bulgular
-
Ağrı Dağı’ndaki keşifler: 2023’te yapılan bir jeoradar araştırması, Doğubayazıt yakınlarında bulunan “Nuh’un Gemisi Alanı”nda düzenli yapılar tespit etti.
Araştırmayı yürüten Hong Kong Politeknik Üniversitesi’nden ekip, bu formasyonların gemi benzeri bir yapıya işaret edebileceğini söyledi.
Henüz net bir kanıt yok, ancak karbon testleri ve tortu analizleri sürüyor. -
Cudi Dağı Çalışmaları: Türk ve yabancı araştırmacılar, Şırnak-Cizre bölgesinde Cudi Dağı’nda yapılan kazılarda, antik yerleşim kalıntılarına rastladı. Bu da Kur’an’da geçen “Cûdî” ifadesine dikkat çekiyor.
Gemideki Hayvanlar: Gerçekçi mi, Sembolik mi?
Hayvan Çiftleri Gerçekten Alındı mı?
Bazı teologlar ve zoologlar, “her hayvandan bir çift” ifadesinin biyolojik tür değil, ana yaşam gruplarını temsil ettiğini savunur.
Yani Nuh’un, örneğin kuşların bir türünü, memelilerin bir türünü ve sürüngenlerin bir türünü gemiye almış olabileceği düşünülür. Bu durumda türlerin genetik çeşitliliği daha sonra doğal yollarla oluşmuş olabilir.
Geminin Kapasitesi
Bilimsel analizler, Tevrat’ta belirtilen gemi ölçülerine (yaklaşık 137 m uzunluk, 23 m genişlik, 13 m yükseklik) göre geminin yaklaşık 43.000 ton su kaldırabileceğini gösteriyor.
Bu, günümüzün orta ölçekli kargo gemilerine denk bir hacim. Ancak 2 milyondan fazla hayvan türünü barındırması fiziksel olarak mümkün görünmüyor.
Bu nedenle birçok araştırmacı, hikâyenin sembolik veya bölgesel bir kurtuluş öyküsü olduğunu düşünüyor.
Efsanenin Evrimsel ve Kültürel İzleri
İlginç bir şekilde, dünyanın farklı bölgelerinde “büyük tufan” hikâyeleri vardır:
-
Sümer tabletlerinde Ziusudra efsanesi,
-
Babil mitolojisinde Utnapiştim,
-
Hindistan’da Manu efsanesi,
-
İskandinav mitolojisinde Bergelmir tufanı anlatılır.
Bu benzerlikler, ortak bir tarihsel felaketin farklı kültürlerde yeniden anlatılmış olabileceğini gösterir.
Modern Bilim Ne Diyor?
2024 yılında yayımlanan Journal of Archaeological Science dergisindeki yeni bir araştırmaya göre, Orta Doğu’daki nehir deltalarında M.Ö. 6000-5000 yılları arasında büyük bir sel felaketi yaşandığına dair kanıtlar bulundu.
Bu olayın hem Mezopotamya mitolojisini hem de Nuh hikâyesini tetiklemiş olabileceği düşünülüyor.
Ayrıca genetik araştırmalar, insan popülasyonunun geçmişte birkaç kez büyük daralmalar yaşadığını (örneğin Toba Yanardağı patlaması sonrası) ortaya koydu.
Bu da “yeryüzünde yaşamın neredeyse yok oluşu” anlatılarını destekleyebilir.
Mit, Gerçek ve İnsanlık Hafızası
Nuh’un Gemisi, sadece bir dini anlatı değil; insanın doğayla, ahlakla ve varoluşla kurduğu ilişkinin sembolüdür.
Belki gerçek bir gemi hiçbir zaman bulunamayacak. Ama bu hikâye, insanlığın ortak belleğinde umut, yeniden doğuş ve kurtuluşun simgesi olarak varlığını sürdürmeye devam edecek.


Henüz Yorum Yok