Her 10 Kasım geldiğinde, bir milletin kalbi aynı anda durur gibi olur. Saat dokuzu beş geçe, sadece bir lideri değil; bir düşünceyi, bir yüreği, bir yaşam felsefesini anımsarız. Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir devlet adamı değil, aynı zamanda insan sevgisini doğaya, hayvanlara, her canlıya taşıyan bir yürekti.
Bir Liderin Sessiz Dostlara Dokunan Eli
Atatürk’ü çoğu zaman Nutuk’ta, savaş meydanlarında ya da meclis kürsüsünde hatırlarız. Ama o, aynı zamanda bir köpeğin başını okşarken, bir atın yelesini tararken, bir kediyi dizinde uyuturken de Atatürk’tü. Onun “medeniyet” anlayışı sadece şehirler, yollar, fabrikalarla sınırlı değildi; insanın kalbinde merhamet yeşermedikçe hiçbir ilerlemenin kalıcı olmayacağını bilirdi.
Florya Köşkü’nde sabah yürüyüşüne çıktığında, köpeği Fox her zaman yanındaydı. Küçük, sevimli bir terrierdi Fox; ama Atatürk için o, bir dosttu. Hatta toplantılara bile girdiği olurdu. Rivayet edilir ki, bir gün Fox’un bir sandalyeye oturması üzerine biri “Paşam, o köpek orada oturuyor,” der. Atatürk tebessüm eder:
“ O, köpek değil dostumdur. İnsanların arasında bazıları onun kadar vefalı değildir. ”
Atatürk ve Atlar
Atatürk, askerlik yıllarından itibaren atlarla özel bir bağ kurmuştu. Selanik’te genç subayken başlayan bu sevgi, Kurtuluş Savaşı yıllarında da sürdü. Onun “Sakarya”, “Kırlangıç” ve “Yıldız” adını verdiği atları, yalnızca binek hayvanları değil, savaş yoldaşlarıydı. Atlara gösterdiği özen, onların dinlenmesi, bakımı ve korunması konusunda çevresindekilere örnek olurdu.
Hayvanlara Saygı, Uygarlığın Bir Ölçüsüdür
Atatürk, hayvanlara gösterilen sevginin bir toplumun kültürel olgunluğunun göstergesi olduğuna inanırdı. Bu düşünceyi sadece sözle değil, eylemle de yaşatırdı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında belediyelere gönderilen genelgelerde, sokak hayvanlarının zehirlenmemesi ve korunması gerektiği özellikle vurgulanmıştı. Ayrıca 1937 yılında Ankara’da kurulan ilk hayvan barınağının fikir babalarından biri olduğu bilinir.Bir konuşmasında “Hayvanları korumak insanlık vazifesidir,” derken, aslında insanın kendini korumasından bahsediyordu. Çünkü merhamet kaybolduğunda, insanlık da yavaşça eksilirdi.
Bir Kedinin Sessiz Öğretisi
Dolmabahçe Sarayı’nda, bir kediyle uyurken çekilen bir fotoğrafı vardır. O fotoğrafa dikkatlice bakarsanız, yüzündeki ifadede bir huzur görürsünüz. Belki o an, yılların yorgunluğu, savaşların acısı, inkılapların yükü bir anlığına hafiflemiştir. Belki de o kediye baktığında, “yaşamın her hâlinde güzellik bulma” felsefesinin en saf hâlini hissediyordu.
Atatürk’ün Öğrettiği: Sevgi Kültürdür
Bugün, 10 Kasım’da onu anarken sadece bir devlet kurucusunu değil, bir duyarlılık öğretmenini de hatırlamalıyız.
Atatürk’ün hayvanlara olan sevgisi, sadece kişisel bir hassasiyet değil, bir toplum vizyonuydu. Çünkü doğayı seven, hayvanı koruyan, canlıya saygı duyan bir insan; vatanını da, insanını da daha çok sever.
Merhametin İzinde Bir 10 Kasım
O, büyük zaferlerin adamıydı ama aynı zamanda küçük bir canın gözlerindeki ışıltıyı görebilen bir ruhtu.
Bu yüzden 10 Kasım’da, sadece saat dokuzu beş geçe değil; bir kediye su verirken, bir sokak köpeğini beslerken, bir kuşu korurken de Atatürk’ü anıyoruz. Çünkü o, yaşamın her zerresinde sevgiyi görmeyi öğretti bize.

Henüz Yorum Yok